Doğurgan Zihin – Doğurgan Beden

Bu metot zihnimizde olup bitenlerin, yani düşündüklerimizin ve hissettiklerimizin bedenimizi de etkilediği görüşünden hareket eder. Yani zihinle beden birbirinden bağımsız hareket etmezler. Aksine sürekli iletişim ve etkileşim halindendirler ve birbirleriyle konuşurlar. Düşündüklerimizin ve duygularımızın fizyolojik sağlığımız üzerinde olumlu / olumsuz doğrudan etkisi vardır. Dolayısıyla gebe kalma problemleri ile uğraşan tüp bebek tedavisindeki çiftlerin psikolojik yönden birçok olumsuzluk yaşayabileceği göz önüne alındığında, bu yöntem psikolojik zorluklarla kişinin nasıl baş edebileceğine dair yol gösteren, destek veren bir metottur. Böylece anne-baba olma şansını artırmayı amaçlar.

 

Gebe kalma sadece fizyolojik bir süreç olmaktan öte,
Düşünce ve duygulardan da etkilenen ve bunların değiştirilmesi ile zenginleştirilebilen bir süreçtir.

 

Doğurgan Zihin Doğurgan Beden Metodu Hangi Konuları Ele Alır?

 

  • Çiftleri IVF ya da diğer üreme tedavi yöntemlerine hazırlamak
  • Stresi düşürmek, huzur ve gevşeme duygularının artırılması
  • Kişinin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması sağlanarak fiziksel, zihinsel ve duygusal dengenin yeniden sağlanması ve iyilik halinin yeniden kazanılması
  • Çiftlerin gebe kalmaya hazırlanmalarında yardımcı olmak
  • Üremeyi zenginleştirici bireysel yardım tekniklerinin öğrenilmesini sağlamak
  • Kendine güven ve değeri yeniden kazandırmak
  • Kızgınlık, kıskançlık, suçluluk stres ve endişe gibi duygularla çalışmak
  • İç kaynakların ortaya çıkarılması ve güçlendirilmesi
  • Tutulmamış yaslarla çalışmak
  • Gebe kalmayı engelleyen bilinçli ya da bilinçdışında yer alan konuların saptanması ve çözümlenmesi.
  • Eşler, aileler ve arkadaşlarla yaşanan ilişki sıkıntılarının düzeltilmesi
  • Seksüel yakınlığın kazandırılması
  • Kişinin kendi bedenine olan güveninin yeniden kazandırılması
  • Gebelik tedavisinde kullanılan ilaçların ve uygulamaları olumsuz etkilerinin azaltılması
  • Duygusal destek sağlanarak, endişelerin açıkça ifade edilmesinin desteklenmesi
  • Diğer yollarla ebeveyn olabilme kararları ile ilgili olarak çifte destek vermek
  • Gebelik gerçekleştiğinde bebeği taşımadan, doğuma kadar çifte destek vermek

 

Doğurgan Zihin Doğurgan Beden Metodunun Çalışma Alanları

 

1 – Gebe Kalmak İçin Uygulanan Tıbbi Tedaviyi Desteklemek

Gebe kalma ile ilgili problem yaşayan kişilerin genellikle; zihinsel, duygusal ve fiziksel iyilik durumlarında hissedilir bir düşüş olurken; stres, hayal kırıklığı, endişe, suçluluk, kıskançlık ve depresif duygularda ise bir yükselme gözlenir.

Kişilerin hayatlarındaki tüm öncelikler değişir. Artık ulaşılması istenen tek hedef bebek sahibi olmaktır. Bir anlamda çok da müdahale edemedikleri bir süreçte uğraş vermektedirler. Beklenen önemli tarihler, tahliller ve sonuçları, alınan sonuçların getirdiği olumsuz duygular, yeniden bir karar verme süreci, yeniden denemeye başlamak, bütün bunlar eşlerdeki stres ve kaygı düzeyini gittikçe artırır.

Artan stres ve kaygı düzeyi fiziksel sağlığı olumsuz etkiler. Olumsuz etkilenen fiziksel sağlık nedeniyle de uygulanan tıbbi tedavinin başarı oranı olumsuz etkilenir.

Bu nedenle terapide tıbbi tedaviyi olumsuz etkileyebilecek stres ve kaygı düzeyinin baş edilebilir düzeye çekilmesi hedeflenir.

Bu süreçte kişi ya da eşler detaylı bir şekilde duygusal açıdan dinlenir. Ne kadar süredir tedavi oluyorlar, evlilik süreleri, gebe kalma problemine dair detaylı bilgi, daha önce gebelik ya da düşük yaşanmış mı, kendi ebeveynleri ile ilişkileri, sosyal hayata dair zorlukları, eş ilişkilerindeki yakınlık problemleri gibi detaylı bilgiler alınır. Stres ve kaygı ile baş etme becerileri ve yeterliliği araştırılır. Süreçteki stres ve kaygı kaynağı saptanır. Kişi ya da eşlere en uygun yöntemler uygulanır ve öğretilir.

2 – Açıklanamayan Gebe Kalma Problemleri Konusunda Destek Vermek

Bu bakış açısı da genellikle açıklanmayan gebelik problemleri ile ilişkilidir. Fiziksel olarak her şey yolundadır. Ancak uygulanan tıbbi tedaviye bir türlü olumlu cevap alınamaz. Geçmişinizden getirdiğiniz ya da mevcut eş ilişkinizle ilgili olarak farkında bile olmadığınız duygu ve düşünceleriniz de doğurganlığınızı etkiliyor olabilir. Böylesi durumlarda yapılması gereken kadın ve erkeğin kendi iç dünyalarına ve eşler arasındaki ilişkiye dair derinlemesine psikolojik bir irdelemenin yapılmasıdır. Kadının ya da erkeğin kendinin bile farkında olmadığı bilinçaltının emrinde üremesini zorlaştıran ya da engel olan düşüncelerin araştırılması gerekir. Amaç bu duygu ve düşüncelerin bilinç düzeyine çıkarılması ve kişi tarafından analiz edilmesinin sağlanması ve gebe kalma başarı oranının yükseltilmesidir.

Gebe kalmayı engelleyen olumsuz etkilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için kişiye ve duruma uygun birçok müdahale ve yöntem kullanılabilir. Hepsinin ortak amacı kişinin gebe kalmayı engelleyici düşünce ve inançlarının farkına varmasını sağlamaktır.

Bilinç ve bilinçdışı (bilinçaltı) kavramları zihnin farklı durumları olarak tanımlanabilir. Bilinçli zihin farklı düşüncelere sahip zihnin aktif kısmıdır. Bilinç şu anda ve mevcut olanı deneyimleyen bunu fark eden zihinsel faaliyetlerdir. Bu farkındalık düşünceleri, duyguları ve algısal deneyimleri içerir. Şu anda bu satırları okuduğunuzu, nerede olduğunuzu, ne hissettiğinizi bilen ve farkında olan kısım bilinçli zihindir.

Diğer taraftan zihninizin bilinçdışı (bilinçaltı) olan kısmı ise şu anda olan bitenle ilgilenmeyen, geçmişinizdeki, şu andaki ve gelecekle ilgili yorumlarınızın deneyimlerinizin saklandığı bir depo gibidir. Bilinçdışı aynı zamanda uyarana karşın bizim otomatik davranışlarımızı elinde tutan içgüdülerden ve daha önce öğrenilmiş deneyimlerden oluşturulan otomatik cevap verme programıdır.

Kalp atışlarımız, nefes alışımız ve diğer otomatik beden fonksiyonlarımız bilinçdışının (bilinçaltı) faaliyetleridir. Nörolojik işlevsellik yönünden bakacak olursak, bilinçdışı zihin bilinçli zihin karşısında milyon kez daha güçlüdür. Eğer bilinçli zihinle bilinçdışı zihin arasında bir çatışma varsa, bu nedenlerdir ki; bilinçdışı zihin her zaman bilinçli zihin karşısında baskın ve kazanan taraf olacaktır.

Bu durumu tüp bebek tedavisi gören bir kadın için örnekleyecek olursak; her iki eş de sağlıklı, embriyoları güzel, ancak her denemenin sonunda bir hüsran. Kadının bilinçli zihni, bebek sahibi olmayı istiyor. Eşini seviyor. Bebek sahibi olmak için tedaviye başlıyor. Tedavinin her türlü gereğini yerine getiriyor. Tedavi sonucu olumsuz olunca çok üzülüyor. Bütün bunları kadının bilinçli zihni yapıyor.

Bir de bu kadının bilinçdışı ne yapıyor ona bakalım. Bu kadın ilkokula yeni başladığı yılda aileye bir bebek daha geliyor. Abla oluyor. Ailenin gelir düzeyi düşük olduğu için anne, abla okuldan geldikten sonra yeni doğan bebeği ona teslim edip evlere temizliğe gidiyor. Aslında abla küçük yaşta annelik yapmaya başlıyor. Yine böyle bir günde anne eve dönünce bebeğin ateşinin çok yüksek olduğunu fark ediyor. Ablayı “Sen ne biçim bakmışsın kardeşine! Hiç dikkat etmemişsin. Büyüyünce nasıl anne olacaksın? Nasıl sorumluluk alacaksın” diyerek azarlamaya başlıyor. Abla bu durumdan o kadar suçlanıyor ki, bir daha böyle sıkıntılı bir durum yaşamak istemiyor. Bilinçaltı bunu şıp diye kodluyor. Şimdi bilinçli hali bebek sahibi olmaya çalışırken, bilinçdışı hani milyon kez daha güçlü olan zihni, bir daha suçluluk hissetmesine izin vermemek adına onu koruyor ve gebe kalmasına engel oluyor.

Sonrasında yapılması gereken kişiye uygun bir yöntem kullanarak, kendisinin bile yeni fark ettiği bilinçaltının ona oynadığı oyunu bozmak ve böylece gebe kalması yönünde psikolojik sağlığını desteklemek olacaktır.

Merak edenler için not: Bu danışanımla EMDR çalıştım. Bir sonraki tüp bebek tedavisinde gebe kaldı ve bebeğini kucağına aldı.