Hamilelik çok heyecan verici bir haberdir. Hayatınızın önemli dönüm noktalarından birisidir anne baba olmak.  Bebek öncesi evlilik hayatınız daha çok flört dönemine benzerken, bebekle birlikte yeni bir döneme geçilir. Artık bir aile olacaksınızdır. Karı-koca olmanın yanına anne-baba olmak eklenecek, yeni sorumluluklar gelecektir. Bebek sahibi olmanız, bir yandan da bundan sonraki hayatınızın tamamen değişeceğini ve her şeyin doğacak minik varlığın çevresinde döneceğini peşin peşin kabul etmeniz demektir.

Hamilelik dışarıdan bakıldığında çok mutlu bir süreç olarak tanımlanabilir. Ancak bu bakış açısı tam olarak bu süreci değerlendirmek için yeterli değildir. Bu süreç tabi ki mutluluk hissedilen bir süreçtir, ancak bir yönüyle. Diğer bir yönüyle gerek anne gerekse baba adayı için pek çok korku ve kaygının da ortaya çıktığı bir süreçtir.

“Bebeğimin gelişimi sağlıklı mı?”

“Yeterli olabilecek miyim?”

“İş hayatım ne olacak?”

“Eşimde benim kadar sevindi mi acaba?”

“Nasıl doğuracağım ?”

“Hangi hastane de?”

“Doğum sonrası izin alabilir miyim?”

“Bebeğimize kim bakacak?”

Dolayısıyla hamilelik haberiyle bulutların üstünde yürüyor gibi mutlu olsanız da, iç dünyanızda çok farklı hissediyor olabilirsiniz. Yetersizlik, endişe, suçluluk duygularınız ağır basıp, sizi mutsuz hissettirebilir. Mutlu olmanız gereken bu dönemde neden böyle hissettiğinize bir anlam veremezsiniz.

Halbuki mutlu olmanız kadar, endişeli olmanızda hamilelik sürecinde oldukça normaldir. Hemen hemen bütün anne baba adayları bu dönemde endişelidirler.

Yaşanan bu psikolojik dalgalanmalar kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı kadınlar gebelik öncesi yaşamlarından hiç ödün vermeden mutlu, enerjik bir gebelik yaşarken, bazı anne adayları kronik bir yorgunluk hissedebilirler. Yine bu dönemde gebe kadınların bazıları paketlenirinin taşınmasının, otobüste onlara yer verilmesinin, eşlerinin her doktor kontrolünde onlara eşlik etmesinin, kendilerini özel hissettirdiğinden bahsederek bu tarz yaklaşımları büyük bir memnuniyetle karşılarken; aynı davranışlarla karşılaşan bir başka anne adayı bu yaklaşımların kendisini yetersiz hissettirdiği ifade ederek öfkelendiğini söyleyebilir.

Anne adayları için gebelik haberini aldıktan sonra, ilk başlarda sağlıklı bir gebelik sürecine dair olan endişeler, ilerleyen aylarda bedenlerindeki fiziksel değişimlere ve bebeğin sağlığına yönelirken, son dönemde doğum korkusu ve doğum sonrası kaygılar olarak ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan, kuşaklar değiştikçe üreme sürecine erkeğin katılması, yalnızca spermin yumurtayı döllemesiyle sınırlı kalmamaktan çıkmış; günümüzde baba adayları gebelik sürecinin dışında kalıp doğuma uzaktan bakmaktan vazgeçmişlerdir. Artık baba adayları gebelik ve doğum sürecinde eşlerinin yanında olmayı tercih etmekte ve bunun için de oldukça istekli davranmaktadırlar. Bu durum sağlıklı gebelik sürecinde anne adayının desteklenmesi adına baba adayının psikolojik sağlığının da önemini ortaya koymuştur. Bu süreçte baba adayı bir yandan nasıl baba olacağım kişisel kaygısının yanı sıra, ekonomik kaygılar ve koruma kollama içgüdüsüne bağlı olarak, ilk defa karşılaştığı bu durum karşısında ne yapacağını bilemez ve eşine doğru bir şekilde destek olmanın yolunu bulma karmaşasını taşır.

Merak etmeyin. Her anne baba adayı bu büyük mutluluğun yanında endişe ve kaygıda taşır. Bu hamilelik sürecinin doğasında vardır. Bu endişe ve kaygıları gebeliğinizi takip eden güvendiğiniz bir doktor, iyi bir eş ilişkisi ve yakın çevre desteği ile rahatlıkla aşabilirsiniz.

Diğer taraftan gebeliğinizde;

  • Her zaman endişe hali
  • Huzursuz ve çabuk sinirlenme
  • Aşırı ve sürekli yorgunluk
  • Sürekli olumsuz düşünme
  • Aşırı yeme ya da hiç yememe isteği
  • Hiçbir şeyden zevk almama
  • Çaresiz hissetme ve ağlama hali
  • Uyku problemi
  • Konsantrasyonda zorlanma

halleriniz çok baskınsa; Gebelik Depresyon’u geçiriyor olabilirsiniz.

Hamilelik öncesi ve sırasında iş değişikliği, bir yakınının kaybı gibi stresli durumlara maruz kalan, önceki hamileliğinde sorun ya da düşük yaşamış olan, üremeyle ilgili tedavi gören, geçmişte depresyon tanısı alan, evliliğinde sıkıntı yaşayan anne adaylarının hamilelik depresyonu geçirme yatkınlığı daha fazladır.

Hissettiklerinizi eşinizle, bir yakınınızla hatta doktorunuzla bile konuşmakta zorlanıyor olabilirsiniz. İçinde bulunduğunuz bu durumla tek başına mücadele etmek zorunda değilsiniz. Size hamileliğiniz ve sonrasında destek olabilecek uzman bir psikologla görüşmeniz faydalı olacaktır. Bu sıkıntılı düşünceleriniz endişeli halinizle başetmek için uzman desteği almanız sağlıklı bir gebelik geçirmenizi sağlayacaktır. Psikolojik açıdan sağlıklı olmak fiziksel sağlığınızı da olumlu etkileyecektir. İyi bir anne-bebek ilişkisinin kurulmasına yardımcı olacak, bu yolla doğum sonrası depresyon riskiniz azalacak ve baba adayının bu süreçte anneye daha fazla destek olabilecektir.

Unutmayın; hamilelik kuşkusuz ki her kadın gibi sizin için de en özel dönemlerinizden biridir. Özellikle istediğiniz ve beklediğiniz bir bebeğin heyecanı kelimelerle tarif edilemez. Hayatınızın bu altın çağını en kaliteli şekilde geçirmek sizin hakkınız. Bu dönemde fiziksel sağlığınız kadar psikolojik sağlığınıza da gereken önemi vermek, hamilelik ve sonrası yaşam kalitenizi yükseltecektir.

Sevgilerimle,

Psk. Ceren PAKMAN

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Open chat
Powered by